23 Mart 2017 Perşembe

Eşeğin Aklı -1


  • Bizi övecek yüceltecek değerli hissettirecek insanların yanında olmak isteriz ki kusurlarımız olduğunu unutup, kendimizi sevebilelim, kendimizden memnum olabilelim.

  • Hepimiz övgü almak ve eleştirilmemek istiyoruz. Kusurlarımız olduğunu görmek istemiyoruz. Mükemmel olduğumuzu yada en azından yeterli olduğumuzu görmek istiyoruz. Bunun için sürekli kendimizi kıyaslıyoruz.Başkalarını eleştiriyoruz ki kıyaslamada geri kalmayalım.

  • Herhangi bir şekilde reddedilmek istenmemek herkesin en büyük kabuslarından olsa gerek.

  • Hepimiz çoğunlukla çocukluktan gelen beklentileri karşıladığımızı ispatlamaya çalışıyoruz. Sürekli ben oldum demeye uğraşıyoruz. Galiba bu büyüdüğünü artık anne babanla denk olduğunu ispatlamak oluyor. Belki bu yüzden bize çocuk gibi davranılması bizi çileden çıkarıyor.

  • Şu model çok güzel. Bizim bir kapasitemiz var. Extra bir şeye sahip olabilmemiz için elimizdeki bir şeyi bırakmamız gerekiyor. Bir şey istiyorsan başka bir şeyi kaybetmeyi göze almalısın.

  • Kendimizi suçlamak en büyük korkularımızdan biridir. Sanırım pişmanlık da bunun gibi bir şey. Bu yüzden kolay kolay sorumluluk almak istemeyiz. Başkalarının bize ne yapacağımızı söylemesi daha kolaydır. Böylece biz başkalarını suçlar. Kendimizi rahat ettiririz. Bu da itaatkar olmamızı sağlar. Kendini geri plana çekersin. Kendine bir lider ararsın. Bu da seni özgürlüğünden alıkoyar. Kafanın içinde kendi kendini zincirlersin.

  • Çocuk olmadığımızı ispatlamaya çalışıyoruz galiba. Bize çocuk gibi davranılması bizi hayal kırıklığına uğratıyor.

  • Soru şu ne olursa kendini affetmezsin. Yada neyi kaybedecek bir hata yaparsan kendini affetmezsin. Kendine çok kızarsın.

  • Aslında şu soru diğerinin aynısı. Birisi nasıl bir hata yaparsa asla affedemezsin. Birisi sana ne zarar verirse asla affedemezsin.

  • Ben ikna oldum. Hepimizin içinde bir self image var. Yani kafamızda kendimize dair bir imaj var. Nasıl göründüğümüz nasıl tanındığımıza dair. Başkalarının bize ne gözle baktığına dair. Ama bu bizim kafamızın içinde. Çevreden de buna dair ipuçları arıyoruz. Imajımızı koruyor muyuz. Imajımızdan farklı görünüyor muyuz. Bu hayatımızın merkezinde. Buna karakter de diyebiliriz. Imajımıza dair ipuçları bulursak mutlu oluyoruz. Bulamazsak yada imajımıza uymadığımıza dair bir ipucu bulursak mutsuz veya kızgın oluyoruz. Aslında başkalaırnın bize karşı tavrının da kaynağı bu. Biri size kızıyorsa bu onun kendi imajı ile ilgilidir. Ya imajını zedelemişsinizdir yada imajı sinirli olmasını gerektiriyordur.

  • Eğer olup bitmiş bir şeye takılıp kalmışsan bil ki imajın zedelenmiş ve sen onu tamir etmenin yolunu arıyorsun. Hayatımızı bu imajı geliştirip zedelenmesine engel olmaya çabalayarak harcıyoruz. Bırakalım demiyorum ama bilelim.

  • Kendini nasıl tanımladığın çok önemli. Ben kimim sorusunun yanıtı. Çünkü sorunun cevabında geçen herşey senin kaybetmeye tahammülünü olmadığı, seni sen olmaktan çıkaracak şeylerdir. Ne kadar az şey ile tanımlarsan kendini o kadar özgür olursun.Yani "you are not the content of your wallet, you are not your fucking khakis"

  • Biz kendimizi tanımlamak değil. Mutlu olamk istiyoruz. Her tanım ayrı bir zincir oluyor özgürlüğe.

  • En büyük özgürlük geçmişinden özgür olmaktır.

  • İnsanı motive eden en büyük kaynak, büyük bir misyonun parçası olmaktır.

  • Bizi deli eden şeylerden birisi de bize karşı saygısızlık yapılmasıdır. Saygı göstermek değer verdiğine dair mesajlar içeren davranış ve konuşmalardır. Birileri bize değersiz önemsizmişiz gibi davranırsa deliye döneriz. Bize aldırış etmeden hareket ederse mesela, bize verdiği mesaj bizim kale alınmaya değmez olduğumuzdur. Bu durumda kendi gücümüzü göstermek için çaba harcarız.

  • Kafamız sürekli ne mesaj verdiğimiz ile meşgul. Yürüken, otururken, konuşurken, bakarken. Her zaman. Başkalarının verdiği mesajları ise bilinçsizce alıyoruz. 

  • İmajımız bizi tehlikelerden travmalardan koruyan zırhımızdır. Özellikle sosyal alanda güvende hissetmek için imajımızı pekiştirmeye uğraşırız. Bu imajı oluşturmak ve pekiştirmek için çevremizdeki insanlardan imajımıza dair olumlu sinyaller almamız gerekir. Çok zaman bunların peşinden koşarız. Sorumluluklarımızın tamamı imajımızın gerektirdikleridir. İmajımızın onaylanmadığı bir durumda ise panikleriz. Bir çok zaman ise o olasılık göründüğünde kaçmaya çalışırız. Yani yapabiliyor olman gerek bir şeyi yapamaman durumunda sinirlenir krize girersin. Bu bir sorumluluğu yerine getiremedin demektir. Böylece imajın zedelenmiştir. Ya önceden sezip yerine getiremeyeceğin sorumluluktan kaçarsın, yada yapabildiğini göstermek için bahaneler yalanlar uydurursun. Ta ki olumlu yorumlar alıncaya kadar. Golcü olmak imajımızın bir parçası ise, atamadığımız bir gol sonrası birinin "zemin bozuktu" kadar bizi rahatlatacak bir şey yoktur. Buradaki sorun imajın gerçekten koruyup korumadığı ve harcanan çabaya değip değmeyeceği. Benim için soru ise bu imajın bilinçli bir şekilde oluşturulup kaldırılabilmesinin mümkün olup olmadığıdır.